141 Okunma

Azmin Zaferi ya da THOMAS-ALVA EDISON

0

“AZMİN ZAFERİ”  ya da THOMAS-ALVA EDISON

“Eğer kişiliğimiz ölümden sonra da yaşayabiliyorsa, dünyada kazandığımız bilgiyi, anıyı ve zekayı saklaması mümkün ve mantıklıdır. Bu nedenle, ölüm dediğimiz olaydan sonra da kişiliğimiz devam ediyorsa dünyada bıraktıklarımızla ilişkiye geçmek isteyecektir. Bu kişiliğin maddeyi de etkileyeceği düşüncesindeyim;   bu mantık doğruysa yeterince duyarlı bir alet yaparsam , bu ilişkiyi kaydedebilirim.”    ***  –Bu cümleye döneceğiz sonunda.-

11 Şubat 1847’de Amerika’nın Ohio eyaletinde, ailesinin 7. çocuğu olarak dünyaya gelen Thomas’ ın ailesi o yedi yaşındayken  Michigan’a yerleşir. Küçük yaşta geçirdiği bir hastalık dolayısıyla ilkokula geç başladığını görüyoruz. Onun öğrencilik hayatıyla ilgili bir metin önceleri mail yoluyla ulaşırdı çoğumuza, şimdiyse video olarak sosyal ağlarda dolaşıp duruyor. Mutlaka rastlamışsınızdır, sonunda kim çıkacak? diye beklerken sonuçta bildiğimiz bir isim, Edison gülümser bize. Geçenlerde bir kez daha birinin paylaşımı ile izledim ve Tesla’yı anlatacakken önce Edison’ u anlatıp bitireyim dedim. Sonuçta ikisi birbirine değen yaşamlar ancak itiraf edeyim ki aslında Tesla’ yı daha çok takdir ediyorum… Lisede iken Edison’ a hayrandım, onunla ilgili bir çalışma yapmıştım hakkındaki bir kitabı okuyarak… Tabii ki bilgiler değiştiği zaman düşünceler de değişiyor.

Evet, geç başladığı ilkokulda, uyum problemi vardır küçük Thomas’ ın ve günlerden birgün öğretmeni eline bir mektup verip annesine götürmesini söyler. Annesi okuduğunda ona sarılır ve “sen çok akıllı bir çocuk olduğun için artık okula gitmene gerek yokmuş, seni ben de eğitebilirmişim” der. O mektupta gerçekte ne yazdığını ise Thomas annesinin ölümünden çok sonra bulduğu zaman okuyacaktır ve gerçeği öğrenecektir. Annesini, o ince düşünceli Nancy’ i takdir etmemek mümkün değil, özel bir çocuğu böyle verimli bir insan haline getirebilmiş bir annedir o… Bakalım bir o mektuba, ne yazmış öğretmeni Thomas hakkında:

“Çocuğunuz haftanın günlerini ve çarpım tablosunu ezberleyemiyor. Hattâ dikkatsiz, derslerine yeterince odaklanamıyor. Çok başarısız. Ne yaparsam yapayım anlamıyor. Algılaması çok ama çok zayıf. Nasıl söylesem? İşin kötüsü, hiçbir şey öğrenmeyecek kadar aptal ve tembel! Çocuğunuzu okuldan alırsanız isabetli bir karar vermiş olursunuz!”

Sadece üç ay devam ettiği okuldan uzaklaştırıldıktan sonra Kanada’da daha önce öğretmenlik yapmış olan annesi, oğlunun eğitimine evde devam eder. Azimle ve hiç bıkıp usanmadan… İyi ki de öyle yapar tabii ki… Yılgınlık gösterse bugün Edison sayesinde sahip olduğumuz pek çok teknik bilgi ve onların sonuçlarına ulaşmış olmayacaktık, ya da daha geç ulaşacaktık, kimbilir… Thomas’ ın bilime olan ilgisi, annesinin Richard Green Parker’ın “Doğal Felsefe Okulu”nu satın almasıyla başlar.

Çocuk Thomas

Edison, 10 yaşına geldiğinde fizik ve kimya  kitaplarına ilgisi artar. Kendi odasına bir laboratuvar kurar ve orijinal deneyler yapmaya başlar. Birkaç felaketin ardından, ailesi laboratuvarını evin kilerine taşımasını ister. Patlamaların evde yarattığı sallantılar, ailesini tedirgin etse de bu durumu kabullenirler. Deneylerini finanse etmek için Edison, Port Huron ve Detroit arasında çalışan trende gazete satmaya başlar. Evlerindeki laboratuvarını trenin yük vagonuna taşır. Bu dönemde, Michael Faraday’ın Experimental Researches In Electricity adlı yapıtını okur. Bunun üzerine, bir yandan Faraday’ın deneylerini tekrarlar, bir yandan da kendi deneylerine ağırlık verip  daha düzenli çalışıp notlar tutmaya başlar.

Bütün bunların yanında, trenin yük vagonunda küçük baskı makinesi ile Weekly Herald adında haftalık bir gazete basar. Ama bir gün, içinde fosfor bulunan tüplerden biri kırılır ve vagonda yangın çıkar… Kondüktör hem tüm eşyalarını dışarı atar, hem de kulağına şiddetli bir tokat atar. Çocukluğunda geçirdiği kızıl hastalığı ve orta kulak iltihabı nedeniyle zaten işitme problemi vardır bu olay da yaşamı boyunca sürecek sağırlığına neden olur. Sağırlık nedense pek çok verimli insana, ömürlerinin önemli bir bölümünde dert olmuştur. (Edison bir bilim insanıydı, bir müzisyenin sağır olduğu halde onca güzellik yaratabilmesini aklım almıyor, Beethoven’ e hayranlık duyuyorum… )

1862 yılında aynı istasyonda gazete satarken, istasyon müdürü Mackenzie’nin çocuğunu trenin altında kalmaktan kurtarır müdür de ona bir vefa borcu olarak telgraf kullanmayı öğretir. ABD’de iç savaş başlayınca, telgraf teknisyeni de savaşa gider ve ona iş ortamı açılır. Bu dönemde yeni cihazlar tasarlar . Gündüzleri araştırmalarıyla uğraştığından, geceleri uykuya ihtiyacı vardır. . Oysa,  geceleri tren hareket memuruna her saat başında sinyal göndermek zorundadır … Bunun üzerine, sinyalleri otomatik olarak vaktinde gönderecek bir cihaz yapar. Yine başka bir istasyonda çalışırken, telgraf dairesini farelerin istila etmesi üzerine, fareleri elektrik sarsıntısıyla öldürecek bir cihaz yapar. Telgrafçı ofiste yokken, mesajlarını kaydedecek bir otomatik ses kayıt cihazı yapar, bu cihaz sonraları başka ilham kaynağı olacaktır.

1869’da Boston’da telgraf operatörü olarak çalışırken ilk patentini alır. Bu buluşu, otomatik bir oy kaydetme makinasıdır. Elle oylamada üyelerin oy değiştirme fırsatı vardır, elektronik sistemde buna zaman kalmaz düşüncesiyle politikacılar itiraz eder, satın alınmaz. 1867’de E. A. Callahan’ın icat ettiği teypten farklı olarak, yeni bir  teyp yapar ve buna özel bir telgraf servisi hattı bağlar. Tüm bu çalışmaları nedeniyle tüm parasını yitiren Edison, 1869’da Boston’dan ayrılıp New York’a gider. Kalacak yeri yoktur, beş parasızdır. İki gece, simsarlar için borsa fiyatlarını şeride kaydeden bir cihaz işleten bir firmanın batarya odasında yatar. Üçüncü gün Edison’un şansı altın borsasının düzenlenmesinde kullanılan telgrafın bozulmasıyla döner. Edison aygıtı ustaca tamir edip, sistemi çalıştırınca müdür onu işe alır. Görüyoruz ki sanki gizli bir el hep en uygun koşulları ve fırsatları sunuyor ona ve o da bunu değerlendirmekte usta elbette… Zaten yaşam dediğimiz şey taa en baştan bir rastlantıdan ibaret değil midir? İki basit hücre…

    Genç Edison                                                  İlkeşi Mary Stilwell

Edison, Western Union Telegraph Company’den geliştirilmekte olan telgraflı kayıt aygıtlarını yetkinleştirme önerisi alınca, bir arkadaşı ile birlikte Edison Mühendislik Şirketini kurar, sattığı patentler sayesinde önemli bir serveti olur.  24 yaşında  iken de, 16 yaşındaki Mary Stilwell ile evlenir. Üç çocuğu olur, ancak eşi 28 yaşında beyninde yaşadığı bir sağlık problemi nedeniyle ölür.

New Jersey’de önce bir imalathane, sonra da imalathanesini kapatıp 1876’da Menlo Park’ta ilk endüstriyel araştırma laboratuvarını kurar ve tüm zamanını yeni buluş çalışmalarına ayırır. Çevresine bir grup çalışkan, genç yardımcı toplar, atölyeleri bir çeşit deneysel okuldur. Graham Bell’in icat ettiği telefona, karbondan bir iletici ekleyerek telefonu geliştirir. Daha sonra yüksek sesle telefon konuşması olanağı sağlayan elektromotografı bulur. Ses dalgalarının dinamiği üzerine yaptığı bu çalışmalardan yararlanarak fonografı icat eder (geliştirilmiş hali gramofondur). Fonografa ilk olarak “Mary Little Lamb” şiirini okuyarak kaydeder. Fonografı çalıştırdığında sözcükler cızırtılı ama oldukça net bir biçimde duyulur. Bu buluşu çok yankı uyandırır ve “Menlo Park Sihirbazı” unvanı verilir.

Elektrik ampulünü ilk o keşfetmemiştir. Zaten, bu nedenle Patent Ofisi, ampulün patenti William Wallace’a ait olduğu gerekçesiyle Edison’un patentini 6 yıl onaylamaz. 1878’de William E. Sawyer’in yaptığı 500 mum gücündeki ark lambasından etkilenen Edison, bundan daha güvenli olan ve daha ucuz bir yöntemle çalışan yeni bir elektrik lambasını geliştirme çalışmasına girişir. Bu amaçla, iş adamlarının parasal desteğini sağlar ve Edison Electric Light Company’i kurar. Vakumda ışık yayan ve düşük akımla çalışan bir ampul yapmayı tasarlar. Bu amaçla, 13 ay boyunca flaman olarak kullanabileceği bir metal tel yapmaya uğraşır. Sonunda 21 Ekim 1879’da özel yüksek voltajlı elektrik üreteçlerinden elde ettiği akımla çalışan karbon flamanlı elektrik ampulünü halka tanıtır. 1883’te metal ile flaman arasına galvanometre bağlayınca, metalden elektrik geçtiğini bulur. Edison Etkisi denilen bu buluş sayesinde, lambalı ilk radyonun icadı kolaylaşacaktır. (Eski radyolarımız)

Elektrik, New York şehrinde 1870’lerin sonunda kullanılmaya başlar. Edison’un Pearl Caddesi’ndeki doğru akım jeneratörü ise bir anda tekel haline gelir. New York şehrinin zenginleri, evlerine elektrik bağlatmak için sıraya girer. 1884’te Nikola Tesla,  dünyanın en büyük elektrik mühendisi olarak gördüğü kahramanı Thomas Alva Edison’un yanında işe başlar. Daha genç, zeki ve çok başarılıdır. Onun izlerini de süreceğiz ilerde… Kısa zaman sonra doğru akım santralini iyileştirmek üzere görevlendirilir. Edison, bu işi başarırsa kendisine 50.000 dolar vermeyi vaat eder. Edison’un verdiği işi bitiren Tesla, 50.000 dolarlık ikramiyesini isteyince, Edison, o zamanlar göçmen olan Tesla’ya, o sözü şaka olarak söylediğini ve Tesla’nın tam bir Amerikalı olunca bu Amerikan şakasını anlayabileceğini söyler. Tesla hemen istifa eder. Bu onurlu insanın, gerçek bir biliminsanı olan sevgili Tesla’ nın yaşamı, sonradan da göreceğiz ki , diğer pek çok önemli insanınki gibi çoğunlukla yoksulluk içinde geçecektir. Ne yazık!… Kendi adıma bu şakaya çok kızdığımı da söylemek durumundayım. Her zaman için Tesla, çok çok özeldir, donanımlıdır, üst düzeydedir… Asla Edison ile kıyas kabul edecek biri olmamamıştır… Olamazdı da.

              Tesla ve Edison                                                      İkinci eşi Mina Miller ile…

Tesla, kendisi de bir mucit olan George Westinghouse’a alternatif akımla ilgili geliştirdiği patentleri satar ve onunda hayatı ve şansı değişmeye başlar, başlayan bir şey daha vardır tabii ki; akım savaşları. Tesla’nın geliştirdiği alternatif akım dinamoları, transformatörleri ve motorlarıyla elektriğin çok daha ucuz bir şekilde uzaklara aktarılabileceği anlaşılır. Bunların hayata geçirilmesi, Edison’un elektrik dağıtımındaki tekelinin kırılması demektir. Edison, alternatif akımı karalamak için bir propaganda savaşı başlatığı sırada karşısına iyi bir fırsat da çıkar. Bir mahkum, elektrik verilerek idam edilmek istenir. Kullanılmış bir Westinghouse jeneratörüyle ilk elektrikli sandalye yapılır. Bu işlem sırasında alternatif akım kullanıldığı basına sızdırılır. Bu kampanya o kadar etkili olur ki, elektrikli sandalye ile idam Westinghouse’un ismiyle anılır olur. Ancak günümüzde bu mücadelenin galibi hala Tesla’ dır. Bir söz vardır ya hani, bilimsel edinimler de görece “iyi” ve “kötü” dür… Ne için kullandığımıza bağlı, tıpkı atom çekirdeğinin parçalanması gibi… Işın tedavileri ve röntgen gibi…

1885 yazında Boston’da bir müzik öğrencisi olan Mina Miller ile tanışır ve 1886’da evlenirler. Bu evliliğinden de üç çocuğu olur. 1887’de Menlo Park’tan New Jersey’deki West Orange’a taşınan Edison, burada önceki laboratuvarlarının on katı büyüklüğünde bir laboratuvar açar. 1889’da ilk filmi makinası olan kinetografı, sonra modem film makinalarının öncüsü olan kinetoskopu yapar. 1912.

İkinci evliliğindeki ailesi ile evinin önünde… Toplam altı çocuğu vardır, burada üç tanesi görülüyor…

Böylece sesli film yapımı mümkün hale gelir. Ne yalan söyleyim bu en çok takdir ettiğim yönü galiba. Ülkede, film endüstrisi neredeyse tamamen Edison’un patentlerine dayanan işlemler ve aletler sayesinde kurulmuştur. 1895’de X ışınları Röntgen tarafından bulununca, Edison cam ustası Dally’ ye X ışını tüpleri yaptırır ve fluoroskop’u (görüntüleme tekniği) icat eder, hastaneler cihazı beğense de X ışınlarına maruz kalan camcı kanserden ölür. Bilim adına bedel ödeyenlerden biri daha… Edison çok üzülür ve X ışınları konusunda çalışmaktan vazgeçer.

Edison, Birinci Dünya Savaşı sırasında, ABD Donanma Danışma Kurulu’nun başına getirildiğinde, bu görevindeyken, deniz savaşlarında kullanılan kırk çeşit buluş yapar. Ayrıca; Remington daktilo, tek hattan aynı anda çeşitli alıcılara mesaj göndermeye yarayan quadruple telgraf vericisi, daha sonra kopya makinası hâline gelen bir makina, elektrikli lokomotif, vanalı vites, 7 adet elektrik güç transmisyon patenti, demiryolu sinyal sistemi, cam yapım âleti (tabaka levhâ hâlinde), suni sıva, şarjlı galvanik piller, kompresörle kullanılabilen boyalar, yapım malzemeleri, renklerin çeşitlerini görmek için geliştirilmiş metodlar, el fenerleri, transmiterler (ısı, sıcaklık ve basınç gibi değerleri voltaj veya miliamper seviyesine dönüştürürler), alkali pil, radyo alıcıları, sentetik kauçuk sayılabilir. –Bazı kaynaklara göre 1097 Amerikan patenti-

Gramofon reklamı (1911)               Motorunu çalıştırdığı Ford araba ile…

Ancak bazı çalışmaları da başarısızlıkla sonuçlanır. 1907’de hazır beton döküm bina projesiyle, evlerin mobilyalarını ve piyanoyu bile betondan döker ama evler satılamayınca zarar eder. .. Mıknatısla demir ayırma tekniğini geliştirir ve demir oranı düşük madenlerden demir üretse de zarar eder…  Oyuncakların içine sığan minik gramofonlar yapar, şarkı söyleyen bebekler üretir ama satamaz…  En ileri görüşlü buluşu ise 1899’da geliştirdiği elektrikli araba bataryasıdır, bunun sayesinde elektrikli arabalar 100 mil gidebilir hale gelir…  Fakat bu batarya çok ağır, kolay hasar görebilir ve oldukça pahalıdır. Ama kuşkusuz en ilgi çekici buluşu, 1920’de bir radyo programında ruhlarla konuşulabilen cihaz üzerine çalıştığını söylemesi olur. ***  ( yazının başlangıcında bu konudaki sözünü görmüştük) Kullanıldı mı? Sonuç neydi, bilmek isterdim.  Mantık izin vermese de…

Eğrisiyle-doğrusuyla verimli bir insan Edison, en temel özellikleri  için şunları sıralayabiliriz:

*Deneme- yanılma yöntemine sıkı sıkıya bağlıydı. 18 saat çalışırdı.

*Ona göre yeni icatlar % 1 ilham, %99 alın teriydi.

*Yalnız çalışmaz, çalışmalarını büyük bir yardımcı ve asistan grubuyla beraber yürütürdü.

*Uykuya ihtiyaç duymadan saatlerce çalışabilirdi.

*Buluşlarından para kazanmayı çok iyi bilen bir iş adamıydı.

*Geriye çığır açıcı buluşlarının yanı sıra, yaklaşık 1300 tane icat ve gözlemleriyle dolu 3400 not defteri bıraktı.

Hakkındaki ilginç bilgiler: Dört yaşına dek konuşmadı. Alnı olağan dışıydı, başı ortalamadan oldukça büyüktü. Edison Shakespeare’in oyunlarından çok  hoşlanırdı. Ve bir oyuncu olmak istiyordu. Bununla birlikte, yüksek konuşma sesi ve her izleyici önündeki aşırı utangaçlığı nedeniyle,bu fikirden kısa sürede vazgeçmiştir. Şiir okumaktan ve okumaktan hoşlandı. Her kitabı okurdu. 13 yaşında, kısa bir süre gazete sattıktan sonra, Edison kendi gazetesi olan Grand Trunk Herald’ı yayınlamaya ve mevcut müşterilerine kopyalarını satmaya karar verdi. Müşterilerine o dönem popüler  olan güncel hikayeler yayınladı. işitme gücünü birameliyatlla iyileştirme şansı buldu. Fakat, bu seçeneği reddetmiştir. Düşüncelerini daha gürültülü bir Dünya’ da nasıl yönlendirileceğini yeniden öğrenmesinin zor olduğunu belirtmiştir. Edison, dünyanın ilk pratik akkor lambasını icat etti. On beş buçuk saat boyunca yanan lamba yapabilmesi  bir buçuk yılını aldı. Lambada karbonlu dikiş ipliği kullanmıştır. Bölgedeki evlere elektrik sağlayacak ilk elektrik üretim ve dağıtım sistemini de Edison geliştirmiştir. Edison, hamam böceklerini elektrikle öldürmek için de bir cihaz yapmıştır. Edison, kayanın içindeki madenlerin kayadan ayrılmasıyla ilgili bir metot geliştirirken milyonlarca dolar kaybetmiştir.Bu hayatının en büyük başarısızlığıdır. Eh, olacak o kadar, çok da kazanmıştı…

Edison, 18 Kasım 1931’de, 84 yaşındayken New Jersey’de hayata veda ederken,  ardında pek çok icat bıraktı… Teşekkürler, tekniğin gelişimine yaptığı katkıya ve bu yolla insanlara verdiği  güzelliklere, kolaylıklara. Onun temel adımlarının üstüne çıkmak elbette ardılları için daha kolay olmuştur… Bilim de başka nasıl gelişsin ki zaten? Sevgiyle kalın… Azimle ve hayatın her alanında denemekten hiç vazgeçmeden…

 

Yorum Yap

Suna TEPE