1.088 Okunma

Saygıdeğer parti üyeleri, yoldaşlarım

0

Değerli Genel Başkan, Merkez Yönetim Kurulu Üyeler, Parti Meclisi Üyeleri, Milletvekilleri, İl ve İlçe Başkanları, Belediye Başkanları; saymayı unuttuğum başka ünvanlara sahip mühüm şahsiyeter kalmadı ise, en son olarak saygıdeğer parti üyeleri, yoldaşlarım !!!

Hepinizi sevgi ile, kendilerine bir etiket için ünvan kapma yarışında olmayan yoldaşlarımı da ,ilaveten, saygı ile selamlıyorum.

Sözlerime başlamadan evvel, belirtmek isterim ki; gözlerim yakını görmez benim, bir de parıltı gözlerimi kamaştırır, şu en ondeki 3 sıra protokolü göremiyorum, bu yüzden konuşmamı deri koltuklarda değil de plastik sandalyede oturan yoldaşlarıma bakarak yapacağım, öndeki üç sıra kusura bakmasın.

Değerli partili büyüklerim;

Şimdi Divan tarafından uyarıldım, konuşmamın başında Delegelerimizi saymayı unutmuşum, bir de salona delege olmayı başaramayan sıradan partili üyelerimiz alınmamış, bu nedenle devamda konuşmamı yoldaşlarıma değil sizlere yapmak durumundayım.

Başlamadan bir öneri; bence boyunlarınıza taktığınız fularları/kravatları biraz gevşetin. Hepiniz, malum, belli bir yaşın üzerindesiniz,mazallah, duyacaklarınız tansiyonunuzu falan yükseltirse diye baştan önlem almış olalım.

Hatta dilerseniz, gelin fularları/kravatları hepten söküp atın. Ceketleri de çıkarın, sıvayın gömleklerin kollarını, kalkın gidelim buradan hep birlikte.

Tarlalara, fabrikalara, evlere gidelim. Çayımızı herhangi bir mahallenin kahvehanesinde içip; iki el de tavla oynayalım Tevfik Amca ile, bakalım tavlayı kim alacak koltuğunun altına?

Sakarya’da patates söküp, Adana’da pamuk toplayalım, belki Giresun’da da fındık. Ellerimize dikenler batsın, aynı acıyı duyalım tarlada işçi olan 11 yaşındaki Mehmet ile..

Gebze’de organize sanayi bölgesine gidelim. En az bin lira değerindeki takım elbisenize makidan yağ bulaşsın da, üzülelim, canım pantolon gitti diye. Aynı sıkıntıyı çekelim ustabaşı İbrahim ile, evde hanım yine kızacak diye.

Bursa’da Göçmen Konutları’nda Pervin Teyze ile kısır yerken, anlatsın parası yok diye oğlunu bir türlü evlendiremediğini; biz de bu sefer, geçen yaz dayı kızının düğününde havaya attığımız dolarları hatılayıp, utanalım.

Niğde’li geri dönüşümcü Hayri abiye de uğrayalım. Kağıt, demir, plastik ne buldularsa çöplerden satmaya getiren geri dönüşüm işçilerini biz karşılayalım, hepsine sıkı sıkı sarılalım. Burnumuzun direği sızlasın, ama kokudan değil, bu insanların hayata dair özlemleri sızlatsın burnumuzun direğini.

Semt pazarına gidelim, mesela Gazi Antep’te. Hani geçen akşam yediğimiz kuru patlıcan dolması vardı ya, o patlıcanı üreten, lakin içine koyacağı kıymayı alamadığı için kendi ürettiği patlıcanın dolmasını yiyemeyen Gülsüm Ablayı dinleyelim.Oradan Nizip’e geçeriz, bir kilosuna asgari ücretin 17de birini ödediğimiz leziz mi leziz baklavada kullanılan tereyağını üreten Mikail abiye uğrarız. Geçen sene kredi borcunu ödeyemediği için sattığı dört buzağısını anlatsın bize.

Edremit’e de uğrayalım. Memleketim olur benim, orada Doyran Köyü’nden Hüseyin Abiye bir merhaba dersek, bize zeytinin maliyeti ile, satış fiyatı arasındaki farkı anlatsın. O zaman neden zeytinliklere kolayca villalar yapılıyor anlarız belki. Ama bundan utanır mıyız bilemem, çünkü o vilların çoğunda bizimkiler oturuyor.

Antalya’da yol kenarı bir portakal bahçesinin önünden geçerken yere toplanmadığı için yere dökülen portakalları görüp hayret edelim, neden toplanmamış diye, sonra gidip bahçenin sahibi Enver abiye soralım, eğer bizi gürgen sopa ile kovalamazsa, kesin Fetöcüdür, yok kovalarsa zaten çomar diyeceğiz.

Yoruldunuz mu? Tamam, Ankara’ya dönelim artık. Meclise uğrayalım bir de. Parti Grubunda hemen sine-i millete dönmeyi tartışmaya açalım. Bakalım kaçınız vazgeçebilecek milletten aldığı yetkinin imtiyazlarından. Oylamaya geçmeden bir tabure koyacağım kürsüye, Deniz Gezmiş’in idamında kendisinin tekmelediği tabureyi. Bakalım, oturduğunuz ceyaln derisi koltuklar mı, yoksa o tabure mi daha değerli?

Tamam, tamam; hadi kalkın Raif Abi’nin mekana gidelim, üzdüm sizi, rakılar benden. Ertuğrul Kürkçü’yü dahi (!!!!) kıskandıracak devrimci masallarınızı anlatın bana, gaza gelelim şişenin yarısında. Heme sokağa atalım kendimizi, sizler kapıda bekleyen lüks arabalarınıza binip villalarınıza doğru yol alırken, biz sıradan parti üyeleri durakta otobüs bekleyelim.

Bitiriyorum, sayın divan, bitiriyorum. Böyle bir konuşmayı yapamadım ben hiç, hazır mikrofon elimde iken gevezelik ettim biraz affınıza sığınırım. ilk defa konuşuyorum derken, yanlış anlaşılmasın, ilk defa olmasının sebebi cesaretimin olmadığı değildir böyle bir konuşma yapmak için, sizlerin bitmek tükenmek bilmez nutuklarınızdan bir türlü sıra bize gelmediği için. Yoksa elbet biliriz Ahmed Arif’in Adiloş Bebe şiirinde kime ne nasihat ettiğini; Nazım’ın “Bu Davet Bizim” diye haykırırken kimi kastettiğini.

Hürmet ile, minnet ile bitiriyorum sözlerimi. Elbet anladınız ama, ben de bir kez söylemiş olayım, hürmet de minnet de beklentisiz, çıkarsız kavgaya sarılan, umudu perçinleyen yoldaşlara!!!!!

SOSYAL MEDYA"DA PAYLAŞ:

Yorum Yap

Onur Karabıyık