1.021 Okunma

Siyasette algı yönetimi, bolca dedikodu, belaltı vuruşlarla yıpratma sanatı (!)

0

Siyasette algı yönetimi, bolca dedikodu, belaltı vuruşlarla yıpratma sanatı (!)

Ne yazık ki parti içi seçimlerle bolca denk geldiğimiz durumlar ve neredeyse geri dönülmez küslük ve kırgınlıklara sebep olan ve enerjimizi tüketen delege seçimleri…

Lakin ittifak dönemlerinde, işin içine kişisel çıkarlar girdiğinde bir bakarız ki asla yanyana gelemeyecek kişiler beraber yol yürümeye karar vermiş. Her zaman unuturuz siyasette ne ebedi düşmanlık , ne de ebedi dostluk olduğunu…

Öncelikle şu asla unutulmamalıdır,CHP delegesi seçilen kişiler bağımsız, hür iradesiyle, asla fikirlerine ipotek konmadan kendi kararını verecektir. Ben “X” başkanı destekliyorum diye seçileceksem, hiç seçilmemeyi tercih ederim.

Lakin her zaman dediğimiz gibi “Emek en yüce değerse” ve partimde emeğin gerçekten bir değeri varsa, sadece söylemde değil eylemde de olmalıdır.

Mesela Aydın Keleşoğlu, mesela Fırat Yılmaz

Bir broşürü aldım kapıya bıraktım diyerek sadece göstermelik değil, neredeyse ülke çapında emek veriyorlar. Halk tv gibi bir kanalda, iktidara karşı mücadele veren bu kişiler mahallelerinden ayak oyunları ile delege çıkartılmıyorsa, bu bizim ayıbımızdır. Ve o ilçenin ilçe başkanı da oturup düşünmelidir bu konuyu.

Bu iki isim sadece örnek, Nilüfer’de son dönemki mahalle seçimlerinde bazı algı yönetimleri sonucunda, rakip görülen, ışığı olan kişiler üstüne, bazı kesimlerin örgütlendiğini gördük ne yazık ki.

Ve ne yazık ki Nilüfer İlçe yönetimi şu ana kadar kötü sınav verdi.

Bunun yanında yine algı yönetimi yaparak, ısmarlama yazılarla, aday olması muhtemel ve henüz sahaya çıkmamış, adaylığını dahi açıklamamış Özgür Şahin’e karşı yapılan karalama kampanyası sezonu yine açıldı. Hepimize hayırlı olsun.

Tarih yine tekerrür ediyor.

Lakin tüm güç arkalarında iken ve o dönemki aday Özgür Şahin bile değilken 1 oyla seçilenler de biliyor Şahin’in  ceketini atsa seçileceğini.

İşte o algı yönetimi bu sebeple oluşturulmaya çalışılıyor, ısmarlama yazılarla karalama kampanyasına gidiliyor.

Sözde mevcut il başkanı Şadi Özdemir ile ittifak yapmış, yalan…

Bozbey ile arasında geri dönülmez bir küslük varmış, yalan…

Delege seçimlerinde mahallelerde gerideymiş, yalan…

Bir de parası yokmuş!

İşte bu söz artık bardağı taşıran son nokta benim için.

Sadece işadamları, büyük şirket sahipleri, sadece zenginlerin siyaset yapacağı yerse CHP hepimiz bırakıp gidelim o zaman.

Önceki dönem ilçe başkanlığı yapmış Özgür Şahin tüm imkansızlıklara rağmen, ilçeyi borç içinde mi bıraktı? Hayır…

İşinden, gücünden, eşinden feragat edip üstüste seçimler atlatıp, sabahlara kadar tam kadro ekibi ile çalışırken, tüm örgütünde çalışmasını sağladı mı, evet…

Bunları yaparken bütçe, kaynak sıkıntısı yaşadı mı? Hayır…

Çünkü arkasında başkanının emeğine inanan, güvenen koskoca örgüt vardı.

İmkanı olduğu halde kendi elini cebine atmayıp, yanındakilerin desteği ile maddi gücü yaratıp, bir de ben yaptım edası taşıyıp asla “biz” olamayanlar anlamaz bunu.

CHP’de siyaset lüks salonlarda yemek vermek değildir, kahvaltılar yapmak değildir, akşamları rakı sofralarında en yakınların hakkında dedikodu yapmak hiç değildir.

Alanlarda olmaktır, halka dokunmaktır, üretmektir, en önemlisi “emektir”

Ayrımcı, kutuplaştırıcı, emek verenleri ötekileştirerek, referandum gibi bir süreçte çalışmak isteyenlere “izin vermiyorum, hiyerarşiyi çiğniyorsun” demek hiç değildir!

Aksine o emek veren ve vermek isteyenleri yanına alıp, omuz omuza, birlik içinde çalışmayı sağlayabilmektir.

Onun bunun gazına gelip, üyesini ötekileştirmeye çalışıp, durup dururken tavır almak da değildir. Başkan ve yönetici olmak hep sözünü ettiğimiz “birleştirici güç” olmak demektir.

Algı yönetimi yapmaya çalışarak, köşe yazarlarına “yazdırarak” yıpratma politikasıyla seçim kazanmaya çalışmakla olmaz bu işler.


Bize kendi mahallemizde verilen bilgiye göre, delege seçimleri esnasında hem il’den hem de  ilçe yöneticilerinden arkadaşlarımız görev yapacaklar.

Yani yazıda bahsedilen il yöneticisi Neşe Özçelik’in seçimlerde görev yapması kadar doğal bir durum yok. Bu onun taraf olduğunu da göstermez, müdahil olduğunu da… Sadece verilen görevi yerine getirdiğini gösterir.

Öküz altında buzağı aramayın…

Ülkemizin geldiği durum ortada, 2019 geliyor ve bu süreç ülkemizin kaderini belirleyecek.

O sebeple kişilerle uğraşmak, sırf koltuk kapma telaşına düşüp birbirimizle omuz omuza yürüyemeyecek kadar kutuplaşmak CHP kimliği taşıyan kimseye yakışmaz.

Toplantılarında kişileri konuşmaktan öteye gidemeyen bir yönetimdense, projelerini ortaya koyan, CHP’yi ileriye taşıyabilecek, üretken ve emek veren kadroyu kim ortaya koyuyorsa CHP bayrağını teslim alması temennimdir.

94 yıldır bu partiyi ayakta tutan, iktidar olmadığı halde hala mücadele eden ve asla pes etmeyen, CHP’nin kökleri olan “örgüt” yemekçiler değil emekçiler olmuştur her zaman.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

SOSYAL MEDYA"DA PAYLAŞ:

Yorum Yap

Pelin ÇIRPAN