366 Okunma

Unutmayın:  ”SOL YARIN UMUDUNUN KENDİSİDİR’’

1

Birkaç gün evvel sık’ça çıkmaya gayret ettiğim akşam yürüyüşüme devam ederken iki  kadın orta yaşlı, belki daha genç,
belki daha yaşlı’ca bilirsiniz bazı kadınların yaşı asla belli olmaz
on’lar sadece  ‘ANA’ dır.
İşte  tam’da öyle iki kadın  tempolu bir şekilde bana doğru geliyorlardı  karşılıklı gülümsedik ve yürüyüşlerimize zıt yön’lere doğru devam ettik.
Yürüyüşümü tamamladım  park’tan çıkmak üzereydim’ki kapıya yakın bank’lara oturmuş
dinlenen bu iki kadın’ı gördüm, bende gittim oturdum yanlarına.

Sizinle paylaşacağım, bu iki yaşsız Anadolu ‘Ana’ sının biribiriyle diyaloglarıdır.
Biri başında yazma,bacaklarında basma şalvar üstünde yün el örgü hırkası,
diğeri  pardesü’sü ve sıkıca kapalı baş örtüsü ile sıkça görüp,yanından geçip-gittiğimiz
ve  hiç farkına varmadığımız sıradan iki kadın tipi.

Pardesü’lü  kadın  şalvarlı kadına  soruyor:

-…. Abla senin kız okulu bitirdimi,ne oldu?
şalvarlı kadın:

-he bitirdi.
diğer kadın:

-ne okuduydu  senin kız?
şalvarlı kadın:

-ingilizce öğretmeni
diğer kadın:

-aa iyiymiş maşallah o çok akıllıydı zaten, atandımı?
şalvarlı kadın:

-yok  nerde atancek,onu okutcez  dört sene diye, köydeki evi ,tarlaları sattık
göçtük geldik şehir’e,  tarla-baca olmadan köye dönemeyoz’da, dönsek orada acımızdan ölcez
iyi ama burada’da yaşayameyoz, biz rençberlik yaptık hayat boyu,babalamızda-dedelemizde
rencber’likten başka iş görmedik,başka iş bilmeyozki.
Şehire geldiğimizden beri, ben arada gidip merdiven siliyom verıyola 35 lira,
benim gocam, hava iyi olursa gidip inşaatlarda getir- götür işi yapeyo,
meslek yokki ikimizde cahiliz.
Sırf kızım okusun  mezun olsun, öğretmen olsun  hem kendine bakar,
hem babasıyla biz’e bakar  dedik,
olmadı atanamadı 3 sene oldu,
diğer kadın:

-e …..abla atanır daha atanır,devletin başında büyük dert’ler var, görmüyonmu  kudüsü?
Yahudilere başkent yapıverdi gavur amarika,filistindeki din kardeşlerimize zulüm ediyolar.
şalvarlı kadın:

-ben anlamam kudüs’ü yahudiyi,amarikayı, ben  nerden bilcem kudüs’ü,daha Anıtkabir’i görmedim memleketimde,
benim derdim boğaz,benim derdim kızım o kadar sene okuttuk ,üniversiteyi bilem birinci bitirdi
kızım atanamadı, bekledi bekledi umutla, atanamadı.
İşsiz kızım, madem atamayacaklar ne diye öğretmenlik okutuyola okullarda okutmasınlaa,atamayacaklasaa ne diye mezun verdireyon.
Şimdi kış benim gocam’ada inşaat işi yok ,başka anladığı iş’te yok.
Beni’de haftada bir bazen iki kere çağırıyola merdıven silmeye bir gidersem 35 ,iki gidersem 70 lira
3 kişi’ye ne gelir,açız aç.
diğer kadın:

-Allah başka zeval vermesin,bak Suriyelilere savaş yüzünden ev’lerinden yurtlarından vazgeçip
geldiler.Devletimiz onlara kapı açmasa nice olurdu halleri?
şalvarlı kadın:

-hee geldi savaş gaçakları bizim kız atanma bekleyedursun haberler’de duydum
30 bin okumuş Suriyeli’ye devlet iş imkanı
sunacakmış.
Hem onlara maaş’ta veriyo devlet,bize ne veriyoo? Açız,ekmeksiziz,evsiziz,yurtsuzuz desek
bize’de verecekmi ,yok!
bu ülke’de asıl yabancı biz’iz,biz devletin üvey evlat’ları,suriyeliler öz sanki,
asgari ücret 3 kuruş,emekli maaşı 3kuruş,faturalar’a verdiğimiz paralar boğazımıza gitse
kan-can gelcek  yüzümüze gözümüze…………………

Bu konuşmalar böyle devam etti durdu,hiç müdahil olmadım,
zira şalvarlı kadın, benim diyeceklerimi’de  tekrarladı durdu.
Bu konuşmalar’da  şunu gördüm; bu ülkede  bir kısım insan herşeye
göz yuman,kabullenip, üstünede fütursuzca savunsalarda birilerini veya birşeyleri,
bir yandan ülkede yaşanan asıl trajediyi
büyük kısım halk sorgulamaya –neden demeye’de başladı çoktan,
öyle haklı,öyle önemliki bu sorgulamalar ve elbette yargılamalar.

‘Her şey’in fazlası ile farkında köy’den  gelmiş  şalvarlı kadın.’

(hem  elindeki son kalan tarlasını evini barkını satmış gelmiş büyük şehir’e
anca 4 sene  kızını okutabilmeye yetmiş ve o parada tükenince kalakalmışlar orta’da,
ülkede yaşayan milyonlarca insan gibi.
O koşullarda yoklukla okutulan nice umutlar bağlanan
evlat’lar ise: okulu en yüksek derece ile bitirip boşu boşuna mezun olduklarını anladıklarında
isyan etmeleri veya depresyona girmeleri  sonrasında:
herşeyi sorgulamaya başlamaları normal ve olması gerekendir,
bu koşullarda sol’cuların yapması gereken tam’da böyle insanları bulup,

en akılcı ve anlaşılır şekilde onları bilgilendirmek,yol -yordam öğretmek -anlatmak ve yoldaşı olmaktır)
Ülke gündemi her an değişiyor ama yoksulların,açların hayatların’da sadece
her geçen gün dahada değersiz’leşen maaşları ve umutsuzluklarının sürekli artması dışında herşey’leri aynı.
Ülkedeki fakir daha çok daha fakirleşerek,
zengin çok daha zengin olarak yaşamaya devam ediyor.
Üstelik; kimsenin görmediği-hissetmediği –ulaşamadığı % 11 lik muhteşem büyümeye
rağmen!
Bu sıradan iki kadın’ın realist, ‘’ikili diyalog’unu’’ paylaşmak istedim.

Yani halk; ne man adasıyla,ne kudüsle,nede savaş çıkma fikrini sanıldığı kadar
çok umursamıyor,
tek umursadıkları şey: yarın karnım doyacakmı,doyurabilecekmiyim..?
Bu soru çok gerçekçi bir soru,ülke nüfusunun % 90 nının üstünde ki insanların
aç,sefil perişan’da olsa
her sabah haline şükrederken’ki ;
‘’yarın karnımızı doyurabilecekmiyiz’’ endişesi,
acı insanı birleştirirmiş,gördünüzmü,duydunuzmu?

Haydi yoksullar,işçiler,köylüler,emekçiler
ülkenin en kalabalıkları ve en umursanmayanları,
uzatalım birbirimize ellerimizi ve omuzlayalım  birbirimizin acı’larını ,
umutlarını
ve
hep beraber bulalım kurtuluş yolunu.
Unutmayın:  ”SOL YARIN UMUDUNUN KENDİSİDİR’’

1 Yorum

  1. Ibrahim Ucyol on

    Solcular sol maskeli insanlardan çekiyor. Sisteme bağımlı, sistemden beslenen kişi sisteme sözde karşı olur. Kira geliri ile geçinen özel mülkiyete karşı olsa ne olur olmasa ne.

Yorum Yap

Yıldız Zwezda